Arı mı beni soktu yoksa ben mi arıyı...

Lost'un 6. sezonunun ilk bölümünü izledim, ardından Fizy Mood Nostaljiyi açıp "Allah canımı almadı, almadı" şarkısını dinliyordum ki aklıma birden beni bir keresinde arının soktuğu geldi. Nerden aklıma geldiyse artık. Şimdi ben size o olayı anlatayım; anlatayım da işin ilginç yanı orası değil, ondan sonrası.
Sanırım 5-6 yaşlarındaydım, hayatımda ilk defa Gerger'e gideceğim (güya Gergerliyim). Babam, annem, ablam bir de ben çıktık yola. Çöl gibi, hiç gelişmemiş bir yere geldiğimizi hatırlıyorum galiba bir taziye var ki, kalabalık bir ortama girdik. Haremlik-selam uygulaması var. Ben küçüğüm diye daha annemin yanında kadınların olduğu eve giriyoruz. Toprak bir evin zemin katında (sanki toprak evin başka katı olabilirmiş gibi) bir sürü kadınla beraber bağdaş kurup oturuyoruz. Biz otururken bir ara acayip bir acı hissettim, korkudan bağıramıyorum da :) Anneme 'anne buram ağrıyor' deyip boynumu gösterdim. Yanımızda da yaşlı bir kadın vardı hemen boynuma uzanıp bir arıyı avucunun içine alıp pencereden dışarı attı. Tabii hemen hamurlar, yoğurt felan geldi. Ciddi bir ameliyat yaparmışçasına annem hamur sürüyor boynuma. Neyse geçelim buraları, çok önemli değil buralar. Gel zaman git zaman daha askere gitmeden unuttuk işte o acıyı.
İşin ilginç yanı bundan sonrası. Beni arı sokmasının akabinde birisi (kim hatırlamıyorum ama abim olabilir) bana "senin yüzünden arı ölecek lan" dedi. Niye yaaa ben naaptım, o beni soktu asıl deyip savunmaya geçtim. Bana "olum arılar bir şeyleri soktuklarında 1-2 saat içinde ölürler" dedi. Nasıl üzüldüm anlatamam. Evet arıyı öldürdüğüm için üzülüyordum. Kim bilir ne yaptım da o arıyı tahrik edip boynumu sokturdum. Çocuk saflığı işte. Şimdinin Kadir'inde hiç olmayan o saflık. İlginçlik buydu işte: Benim arıyı öldürmüş olduğumu düşünüp, üzülmem. Bu muydu yani? deyip bu yazıyı okumayı bitirin artık :)

Gecenin 2'sinde açıkan çocuğun dramı.

Saat şu an 02:05 ve ben açlıktan ölüyorum. Kahvaltı yapmadım, akşam yemeğinde ise bir tabak yoğurtlu makarna yedim. "Ee ne var yani bunda millet 3 gün aç kalıyo oluum" diyebilirsiniz ama ben şu an çok açım ve ne yapacağımı bilmiyorum. Buna müteakip kendime kahve yaptım. Ama bu beni daha çok acıktırdı.
Tüm bunları yazarken içimde ne fırtınalar kopuyor biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz ki, açıklayayım o zaman. İşte içimdeki fırtına: Yumuşak hamurlu, çok pişmemiş mantarlı, dumanı üzerinde tüten bir pizza. Ve o pizzanın üzerine benim bizzat ellerimle dökeceğim ketçap ve mayonez. Ve en sonunda -tıpkı eti browni reklamındaki hatun gibi- o pizzayı hayvan gibi yemek. Gördüğünüz gibi aslında çok büyük bir fırtına değil ama fırtına fırtınadır değil mi yeğeen? ( ben harbi sıyırmışım, Ramiz Dayıya gitti birden aklım )

Eti Browni reklamı :)