1990 yılının yaz aylarında Ramazan Ayı'nın Kadir Gecesi'nde ebemin şaplağı vurmasına gerek kalmadan ağlayarak doğmuşum ben. Pek ilgi çekici bir hayatım olmadı, bildiğiniz erkek çocuğu. Bahçede sürekli koşan, okulun ilk yıllarında okula tek başına gitmek isteyip izin verilmeyince kaçarak giden, okuldan döner dönmez ödevini yapıp bahçede arkadaşlarıyla futbol oynayan zayıf, çelimsiz ama arkadaşları arasında pek sevilen bir çocuktum. Haliyle arkanızı kollayan iri kıyım arkadaşlarınız olunca dayak yemiyorsunuz.
Derken ilkokul biter çocuk ortaokula sırf arkadaşı başka bir okula gittiği için onun okuluna transferle başlar, tabii yeni okul, yeni çevre, yeni arkadaşlıklar kurmak, ilk zamanlar zor olur. O yüzden okula pek gitmek istemedim sevmedim yani okulu, dolayısıyla ilkokulda okulun en başarılılarından biri olan ben ortaokulda biraz sönük kalsamda başarılı bitirip Anadolu Lisesi'ne yerleşiyorum. Benim zamanımda LGS ( Liseye Giriş Sınavı ) adı verilen şimdinin SBS'sine hiç bi' halt bilmeden girip genede kazanmak büyük başarıdır herhalde (burayı babam görmez inşallah). Sınavın ne olduğunu bilmeden girdiğimiz o zamanlar aslında hiçbir şeymiş. Asıl mesele lisede başlıyormuş meğer. Fakat liseyi anlatmayacağım hiç güzel geçmedi çünkü benim için bunda %30 pay benim ise %50 pay okuldadır. Geri kalan yüzdeleri ise en büyüğünü internette web site yapmak için sürekli bağlı kalmama vermekle birlikte, çevre ve şansa pay edin.
Şu an ne yaptığıma gelirsek, hala web site yapmakla ilgileniyorum ve hatta yapıyorum. Ayrıca Fen Bilgisi Öğretmenliği okuyorum üniversitede. Hayatımın bundan sonrasını büyük bir ihtimalle ( eğer takip ederseniz bu blogu ) beraber öğreneceğiz.
İlk defa bu kadar uzun bir edebi metin yazıyorum ( evet, okullardaki kompozisyon sınavları da dahil :/ ) o yüzden hatalarla karşılaşacaksınız, ben gördükçe düzelteceğim bu metini fakat şimdiden özürümü dileyeyim.Beni takip edin dostlar :)